|
Orta Asya’dan çeþitli sosyal ve siyasi sebeplerle Diyar-ý Rum’a yani Anadolu’ya göç eden atalarýmýz, þuan üzerinde yaþadýðýmýz topraklara göç ettiklerinde yeni bir kültür birikimi ile etkileþime girmiþler ve dönemin geliþmiþ medeniyetlerinden olan Arap ve Ýran kültürü ile tanýþmýþlardýr. Bu tanýþma vesilesiyle kültürel bir etkileþim, siyasi ve sosyal yakýnlaþmalar ve deðiþik paylaþýmlar gerçekleþmiþtir. Ortaasya’da var olan edebiyat sahamýzýn yanýna Divan edebiyatý ismini verdiðimiz bir edebî mecra hayat bulmuþtur. Duygu, düþünce ve hislerimizi Halk edebiyatýmýzýn yanýnda, onunla beraber deðiþik bir tarzda ve þekillerde dile getirir olmuþuz. Divan edebiyatý da kendi içinde birçok nazým biçim ve birimlerine ayrýlarak her nev’i konu dile getirilerek söylenegelmiþtir.
Divan edebiyatýnda en önemli konu ise aþktýr. Bu sebeple yüzyýllar boyunca hakkýnda þiirler söylenmiþ, hikâyeler yazýlmýþ bir konu hakkýnda söz etmeye baþlansa cilt cilt kitaplar dolacaðýndan eminim. Bu sebepten ötürü yazýya baþlýk olarak “Divan Þiirinde Aþk” deðil de “Divan Þiirinde Aþkçýk”demek daha yerinde olsa gerek. Burada sadece günümüzle kýyaslama yapýlarak az da olsa Divan edebiyatýndaki aþktan genel hatlarýyla bahsedeceðiz.
Nedir aþk? A-þ-k seslerinden oluþan üç harfli bir kelime mi? Yoksa çok deðiþik çaðrýþýmlar yapan bir anlam mýdýr? Aþk, kimine göre hayatýn anlamý; kimine göre ise bir günlük maceradýr. Bu belki asýrlardýr böyle gelmiþtir. Günümüzde baktýðýmýzda herkesin aðzýndadýr. Hemen herkes kendisine göre bu kelimeye bir taným getirmektedir. Kimi flört etmek diye telaffuz etmekte; kimi ise çýkmak demektedir. Kimisi de otobüs köþesinde arkadaþlarýna sevgilisiyle yaþadýklarýný –ki belki bunlar aþkýn mahremleridir- anlatmaktadýr. Bunun sebebi ise aþka ve maþuka(sevgili) verilen deðerdendir. Bu deðer günümüzde giderek düþmektedir. Buna karþýn Divan edebiyatýnda bu deðer çok üstün tutulmuþtur. Örneðin, yüzyýllarca Divan edebiyatýnda iþlenen en gözde aþk hikâyelerinden biri olan Leyla Ýle Mecnun hikâyesinden, bu eþsiz aþktan delil gösterelim. Arkadaþlarýndan biri bir gün Leyla’nýn yanýna gelmiþ ve Mecnun mu seni daha çok seviyor yoksa sen mi Mecnun’u daha çok seviyorsun diye sormuþ. Leyla, hiç tereddüt etmeden tabii ki ben Mecnun’u daha çok seviyorum demiþ. Arkadaþý hemen söze karýþmýþ; Nasýl olur o senin için çöllere düþtü, divane oldu demiþ. Leyla bu söz üzerine devam etmiþ ve O, bana olan aþkýný ulu orta, her yerde anlattý, dile getirdi. Herkes, onun beni sevdiðini öðrendi ama ben onun aþkýný bir sýr gibi kalbimde sakladým. Sadece kalbim bildi ve tek sýrdaþým o oldu demiþ. Ýþte bu sebepten dolayý gerçek âþýk benim o ise sabýrsýz bir seven der. Bu örnekten de anlaþýlacaðý üzere geçmiþte aþka verilen deðerle, yukarýda belirttiðimiz bugünkü aþkýn farký ortadadýr. Aþk gizli olan, ulu orta yerde dillendirilmeyen bir duygudur. Aksine aþk,
Câný kim cânâný için sevse cânânýn sever
Câný için kim ki cânânýn sever cânýn sever
Fuzûlî (16.yy.)
“Kim, canýný, sevdiði için severse, sevdiðini sever; kim, caný için sevdiðini severse, canýný sever."
Büyük üstâd Fuzûlî’nin belirttiði gibi yaþamanýn gayesi, ona hayat veren bir duygudur.
Divan edebiyatýnda gazel, kaside, rubai, þarký, tuguy vs. gibi birçok nazým þekli kullanýlmýþtýr. Bunlar içinde en çok kullanýlan nazým þekli ise gazeldir. Gazeller konularý itibariyle; sevgiliyi, sevgilinin güzelliðini anlatan nazým þeklidir. Yani dolayýsýyla bu eserlerde aþk konusu iþlenmiþ olup Divan edebiyatýnýn en önemli konusunun aþk konusu olduðu sonucuna ulaþýlmaktadýr. Bu kadar önemli bir konu olduðu için þairler aþk konusunu iþlerken sürekli;
Þöyle gird olmuþ firengistân birikmiþ bir yere,
Sonra gelmiþ kûþe-i ebruda hâl olmuþ sana”
Nedim(18. yy.)
“Dünyanýn bütün kuyu renkleri ( Hýristiyan âlemi koyu renk olarak izhar edilir.) bir yere birikmiþ, sonra gelmiþ kaþýnýn köþesinde ben olmuþ.”
Örneðinde olduðu gibi sadece sevgilinin güzelliðini övmekle yetinmemiþler;
Pür-âteþim açtýrma benim aðzýmý zinhâr
Zalim beni söyletme derûnumda neler var
(Leyla Haným 19. yy.)
“(A acýmasýz sevgili) Beni söyletme ki içimde neler neler var! Öyle ateþ doluyum ki sakýn aðzýmý açtýrma ( yoksa dünya tutuþacak)"
Örneðinde olduðu gibi sevgilinin kendilerine yaptýklarý cevr ü cefadan gösterdikleri tegafülden ve çektirdikleri eziyetlerden de sýk sýk yakýnmýþlardýr.
Ama yine de âþýklar Fuzûlî’nin dillerinden dökenler bu mýsralarda olduðu gibi sevgiliden gelen bu eziyetlere ve sýkýntýlara razýdýrlar.
Ehl-i temkînem beni benzetme ey gül bülbüle
Derde yok sabrý anýn her lâhza bin feryadý var
(Fuzûlî 16. yy.)
“Gülüm! Beni bülbül ile karýþtýrma sakýn! Ben temkimli bir âþýðým; onun ise derde sabrý kalmamýþ, her an binlerce feryat eyliyor.”
Divan edebiyatýnda aþklar, günümüzde görüldüðü gibi, dönemlik veya günlük deðildir. Âþýklar Ahmet Paþa’nýn hâmesinden döküldüðü gibi aþkýna sonuna kadar baðlýdýr.
Cânýma bir merhabâ sundu ezelde çeþm-i yâr
Þöyle mest oldum ki gayrýn merhabâsýn bilmedim.
(Ahmet Paþa 15. yy.)
“Ezel gününde sevgilinin gözü bana bir merhaba lütfetti. O gün bu gündür, o bakýþýn mestliðiyle baþka birinin merhabasýný hiç tanýmadým.”
Yukarýda bazý örneklerde görüldüðü gibi, beþeri aþkýn iþlendiði örnekler yaygýn olmakla birlikte; büyük þair Fuzûlî’nin baþýný çektiði gibi ilahi aþktan bahseden örnekleri de sayýca az deðildir. Bu tür þiirlerde maþuk ise yaradan, tek sýðýnmacý ve mutlak dönüþün sahibi olan Allah (c.c.)’dýr. Kýsaca âþýklar(þairler) kendilerini Bezm-i Elest’te -insanlarýn dünyaya gönderilmeden önce ruhlarýnýn toplandýklarý mecliste- Allah’ýn sorduðu “Elestü bi-Rabbiküm: Ben sizin rabbiniz deðil miyim?” Sorusuna “Kâlü: evet” cevabýný vererek dünyaya hicrete gönderildikleri bu dünyada ona sadýk kalarak sürekli, gerçek maþuk olan Allah’a ulaþacaklarý günü beklemektedirler. Onlar bu dünyada, aþaðýdaki beyitte olduðu gibi þan þöhret bulmaya deðil, Allah için sýnanmaya âh eyleyip sýkýntý çekmeye, çile doldurmaya gelmiþlerdir.
Sanman ki taleb-i devlet ü câh etmeðe geldik
Biz âleme bir yâr için âh etmeðe geldik
Yeniþehirli Avnî (19. yy.)
“Dünyaya geliþimiz ne mevki ve makam, ne de mal ve mülk peþinde koþmak için… Biz buraya bir sevgili için âh etmeye geldik, o kadar…”
Yukarýda, Divan edebiyatý hakkýnda ettiðim birkaç söz, bu kadar geniþ bir edebiyatý, edebiyatýn içinde olan kimselere anlatmaya yetmeyeceðini bilmekle birlikte Divan edebiyatýna yeni merak saranlara bu nâdîde þiir anlayýþýndaki aþk hakkýnda çok kýsa da olsa bilgilenmenize yardýmcý olacaðýna inanmaktayým.
Kaynaklar:
1-PALA, Ýskender, Kitab-ý Aþk, Alfa Yay.,Ýst., 2005
2-DEVELLÝOÐLU, Ferit, (1988), Osmanlýca-Türkçe Ansiklopedik Lügat, 15. Baský, Aydýn Kitabevi Yayýnlarý.
3- ULUDAÐ, Süleyman, Tasavvuf Terimleri Sözlüðü, Ýstanbul, 1991
|