|
Biz bu çaðýn neresindeyiz?
Son iki asýrda tarihimizin en düþkün dönemini yaþadýk. Geri býrakýlmýþlýðýmýza “az geliþmiþ” damgasý vuruldu. Bütün dünyada Müslümanlar kendilerine yabancý bir avuç diktatörün zulmü altýnda ezildiler. Ýmanlarýný kaybetmeleri için bin türlü iðva ve zorlama ile karþýlaþtýlar. Bütün bunlara raðmen ekmel dinimiz Ýslamiyetin þerefiyle onurlarýný ayakta tuttular.
Herþey mümkün. Herþey bizlerin ferasetine ve basiretine baðlý. Müslüman milletler yeniçaðda, týpký eskisi gibi güç merkezlerinin çevresinde hayat alam arayabilirler. Ya da kendileri güç merkezi olabilirler, kendi tarihlerine hükmedebilirler.
Bir yanda halký Müslüman olan ama yönetimleri dýþa baðýmlý bir çok Ortadoðu ülkesi zillet içindeyken, öte yanda bu zilleti parçalayabilecek Müslüman Türk topluluklarýnýn yeniden diriliþine sahne olabilecek bir ufuk önümüzdedir.
Dünya küçülüyor; hýzlý nüfus artýþý ve tabii çevrenin süratle kirlenmesi, azalan iktisadi kaynaklar milletlerarasý rekabeti þiddetlendiriyor Adaletsiz, güçlünün zayýfý ezdiði bir dünyada gelecek huzur ve barýþ getirmeyecek. Milli kimliklerini yeni keþfeden etnik gruplar gecikmiþ ve saldýrgan bir kabilecilikle yaþadýklarý bölgeyi ateþe boðuyorlar. Güçsüzlere yaþama hakký tanýnmýyor. Ýþte bu noktada Türk milliyetçiliði kendini yenileyerek tarihi fonksiyonunu icra edebilir; aleme nizam verme ülküsünü kanatlandýrabilir. Milletimizin medeniyet meydana getirmiþ olmasý ona bu görevi kaçýnýlmaz olarak veriyor.
Bizler sadece kendimiz için deðil, uçununa yuvarlanan insanlýk için de yeni çaðýn tarihini yapmak zorundayýz. Dünyaya adaleti, huzuru, insanlýk þerefini getirmek zorundayýz. Týpký eskiden olduðu gibi…
Türkiye…
Tarihimizin karardýðý iki asýr boyunca her çareye baþvurarak ayakta kalmaya çalýþtýk; baþardýk… Koskoca bir imparatorluðun maðlup çýktýðý savaþtan, kendi azim ve irademizle baðýmsýz bir devlet kurduk. Bu baþarýnýn bedelini milletine yabancý iktidarlarýn tahakkümü altýnda yaþayarak ödedik.
1923 yýlýnda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerine bina edildiði esaslar yeni çaðýn eþiðinde yerle bir olmuþtur. Türkiye artýk güvenliðini güç dengeleri içinde arayamaz. Bu intihar demektir. Güç dengelerine þirin görünmek için halkýna dayattýðý batýcý-laik politikalarý sürdüremez. Bu yeni dünyadaki yerini milletinin rýzasý ve gücüyle, þahsiyetiyle kazanacaktýr. Milletimizi güçlü kýlan bin yýldýr olduðu gibi Ýslamiyettir.
Rejimin tepeden inmeci-seçkinci-laik geleneði artýk sona ermiþtir. Rejimin pozitivist-laik politikalarý ancak þahsiyetsiz, köksüz, milletine deðil, kendine bile hayrý olmayan bunalýmlý, yabancýlaþmýþ bir azýnlýða kaynak olmuþtur. Laikliðin din ve devlet iþlerini ayýrma politikasý deðil; ekmek-su gibi dini için yaþayan Müslüman halký yönetimden uzak tutma çabalan olduðu arak üstü örtülemeyen bir hakikat halini almýþtýr. Müslüman Türk milleti yeni çaðdaki onurlu mevkiini, bir avuç oligarþik azýnlýðýn hevâ ve hevesiyle, milletinden uzak ve zayýf þahsiyetiyle deðil, kendi iradesi ve gücüyle elde edecektir.
Türkiye iktidara gelen partilerin deðiþtiði ama yöneten azýnlýðýn deðiþmediði dönemlerin sonuna gelmiþtir. Bu asalak azýnlýðýn milletimizin sýrtýna yüklediði kambur artýk iyice sýrýtmaktadýr. Milletimizin kendi gücü ve iradesiyle layýk olduðu mevkii alacaðý yeni çaðda, bu asalak azýnlýðýn hayat alam kalmayacaktýr. Bu mevkie bin yýldýr güç aldýðýmýz kutlu kaynaðýmýz Ýslamiyetle varacaðýz.
Görüþümüz
Allah’ýn birliði ve yüce Peygamberimizin risaleti dýþýnda hiçbir mutlak hakikat tanýmýyoruz. Aþaðýda serdettiðimiz görüþler bizim aklýmýzýn, idrakimizin, hayatý ve dünyayý kavrayýþýmýzýn ürünüdür. Bütün samimiyetimizle bu doðrularýn yanýnda baþka doðrularýn da yer alabileceðine, zamanla deðiþebileceðine ve tenkid edilebileceðine inanýyoruz.
l. Hz. Adem atamýza ve Hz. Havva anamýza nisbetle bütün insanlar kardeþtir. Bu inanç ve kabul, insanlýk anlayýþý bakýmýndan saðlam bir ahlaki temel teþkil etmektedir.
Galu Bela’dan beri Müslüman’ýz. Doðduðumuzdan beri Türk milletinin bir ferdi olarak yaþýyoruz. Birincisi mutlak hakikati, ikincisi hayatýn hakikatini ifade etmektedir. Zaman ve mekan içindeki muhteþem manzarasýyla bir tayf halindeki insanlýk kemal niþaný olan kültürle ayakta durur. Bu zengin tayf tan “çokluk içinde birlik” presibine ulaþýyoruz.
Anadolu coðrafyasýnda yeþeren ve bin yýldýr bu coðrafyayý þekillendiren deðerlerimizi, tarih ve kader birliði olarak kavrýyoruz.
Türk, Anadolu’da bin yýldýr hükümran olan ve Ýslamiyetle bir araya, ayný hedefe yönelen büyük bir milletin adýdýr. Fatih, Selahaddin Eyyübi, Sokullu, Mimar Sinan, Mevlana, Mehmet Akif bu coðrafyaya Ýslamiyeti nakþetmiþ Türk ululandýr. Milletimizle, bin yýldýr Ýslamiyetin þerefiyle þereflendiði, Ýslam sancaðýný zirvelere diktikleri için iftihar ediyoruz. Bu tarihin ve kader birliðinin bu topraklardan yükselecek yeni bir hamleye saðlam bir baþlangýç teþkil ettiðine inanýyoruz.
2. “Çokluk içinde birlik” prensibini Allah’ýn birliði ve risalet dýþýnda her türlü farklýlýðýn, her türlü görüþ ve kavrayýþ biçiminin meþru kabul edilmesi olarak anlýyoruz. Mutlak hakikatler dýþýnda çoðulcu ve sivil bir Ýslam anlayýþýna inanýyoruz. Ýslamiyeti bulunduðu yerden total bir ideoloji olarak görenlerin, Ýslam anlayýþlarýnýn tek ezeli ve ebedi hakikat olduðuna inanlarýn yanýldýklarým, kendi idraklerini putlaþtýrdýklarýný düþünüyoruz. Bu inanç etrafýnda kendilerini deðiþik isimlerle niteleyen Ýslami cemaatlerin Müslümanlarýn birliðine engel teþkil ettiðini düþünmüyoruz. Ancak grup taassubunu, kendi dýþýnda yer alan Müslümanlarý tekfire kadar giden sertlikleri Ýslam’ýn özüne aykýrý buluyoruz.
Günümüzde evrenselleþmiþ çoðulcu ve kanlýma yaklaþýmlarýn, cihanþümul deðerlerin bütün ülke, toplum ve zihniyetler tarafýndan karþý konulmaz kabuller olduðunu müþahede ediyoruz. Müslümanlarýn ayný gayeler etrafýnda bir araya gelmeleri ve kendi tarihlerinin faili olabilmeleri için gerekli ortamýn teþekkül ettiðine inanýyoruz.
3. Siyaset’in Müslümanlarýn kendi aralarýnda ve dýþlarýnda yer alan dünya içinde Allah’ýn emir ve yasaklarýný hakim kýlma gayeleri için baþvurulmasý gereken vasýtalardan biri olduðuna inanýyoruz. Siyaseti hiçbir zaman gaye edinmeyeceðimizi, kutsal gayelerin vasýtasý olarak, ama önemli ve gerekli bir vasýtasý olarak gördüðümüzü söylüyoruz.
Siyasetin sunduðu imkanlarýn “meþveret” ve “þura” prensipleri etrafýnda Müslümanlar tarafýndan alabildiðine kullanýlmasý gerektiðini düþünüyoruz.
4. Ýnsanlarýn yanýlmazlýðý esasý üzerine inþa edilmiþ lider karizmalarýný ve lider sultalarýný, Ýslam’a aykýrý bulduðumuz için reddediyoruz. Bunun yerine ilim sahibi olanlarýn, gönülleri ve zihinleri aydýnlatanlarýn toplum içinde layýk olduklarý mevkie getirilmeleri gerektiðine inanýyoruz.
5. Türkiye’de mevcut hukuk sisteminin ve demokratik prensiplerin, siyasi mücadele için gerekli çerçeveyi verdiðini, sýnýrlamalarýn demokratik mücadele ile kaldýrýlabileceðini düþünüyoruz. Bu sebeple siyasi görüþ ve teþekküllerin gayeleri için þiddete baþvurmalarýný yanlýþ buluyoruz.
Çaðrýmýz
Yukarýda serdettiðimiz görüþlerin de içinde yer aldýðý ve tartýþmaya açýldýðý bir zeminde “çokluk içinde birlik” ilkesi etrafýnda, Allah’ýn birliði ve peygamberimizin risaletine inananlar arasýnda bir “milli mutabakat” anýyoruz. Bu mutabakatý saðlayacak esaslarýn belirlenmesini, çerçevenin çizilmesini istiyoruz.
Bunun için herkes elinden geleni yapmalýdýr. Hareketimiz ve yeni oluþum için ortaya çýkýþýmýz bütün milli güçler tarafýndan bir “vesile” addedilmelidir.
Bir ihtilal, bir iþgal, bir dýþ baský vs. olmadan da Ülkemizdeki milli güçlerin sivil toplum içinde kendi yollarýný kendilerinin aydýnlatabileceði, açabileceði bir oluþumu hazýrlamalarý mümkündür. Yarýn, artýk bugündür.
Ýnsanlarýmýz, umut dolu bir çaðýn eþiðinde baþkalarý tarafýndan yapýlan bir tarihin akýþý içinde sürüklenirken birbirlerine küsme birbirlerini mahkum etme lüksüne sahip deðildirler. Küfrün, riyanýn, ahlaksýzlýðýn baþým alýp gittiði kendi çocuklarýmýza bizimkinden daha kötü bir dünya býrakmanýn muhtemel göründüðü gezegenimizde Müslümanlar birlik olup geleceklerini kurmak zorundadýr.
Ýhtilafý rahmet olarak niteleyip, “milli mutabakat’ýn oluþacaðý zemini bütün samimiyetimiz ve dürüstlüðümüzle kurmaya azmettiðimizi beyan ediyoruz.
Çaðrýmýz bütün insanlaradýr.
|