...
TSK Mehmetçik Vakfı
HAVVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 26 Kategoride 1563 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

AHİLİK KÜLTÜRÜ İLE YETİŞMİŞ BİR MARKA AYAKKABI DÜNYASI

28 Mayıs 2014 Tarihinde Yayınlandı 230 Kez Okundu
Ana Sayfa » Haberler»Ekonomi»AHİLİK KÜLTÜRÜ İLE YETİŞMİŞ BİR MARKA AYAKKABI DÜNYASI

mehmet akbacakogluTürkiye perakende sektöründe markalaşmayı ve kurumsallaşmayı başarı ile gerçekleştirmiş olan Ayakkabı Dünyası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akbacakoğlu, perakende ve ayakkabıcılık sektöründe dikkat edilmesi gereken noktaları ve markalaşma serüvenini PRİVATE SECTOR okuyucuları için anlattı.Akbacakoğlu’nun Private Sectör dergisine verdiği röportaja 6 sayfa ayrıldı.İşte o röportaj.

Ayakkabı denilince akla gelen ilk isimlerden bir tanesi olan Ayakkabı Dünyası’nın hikayesini de paylaşan Akbacakoğlu, Türk perakende sektöründeki markalaşma olgusunu ve e- ticaretin geleceğine dair anekdotları da aktardı.

Türkiye perakende sektöründe ayakkabı denilince akla gelen ilk markalardan biri olan Ayakkabı Dünyası’nın serüvenini kısaca anlatır mısınız?

Ayakkabının öncesinde, dedem Hafız Ahmet Efendi ayakkabının da hammaddesi olan deri işi ile başlıyor. Memleketim olan Beypazarı‘na dedem tarafından dönemin en verimli tabakhanelerinden biri kuruluyor. Burada ciddi üretimler yapılmasına karşın Beypazarı‘nın suyunun kireçli olmasından dolayı istenilen kalite yakalanamıyor ve tabakhane Gerede’ye satılıyor. Bu sayede Gerede’nin ilk tabakhanesi kuruluyor ve daha sonra sayıları gittikçe artıyor. Dedem Hafız Ahmet Efendi, 1900’lü yıllarda tabakhane satışından elde ettiği gelir ile bir mest ve yemeni atölyesine sermayedar olarak ortak oluyor. Sonraki yıllarda babam Niyazi Akbacakoğlu, zanaatkar olarak yetişiyor ve iyi bir ayakkabı ustası oluyor.

O dönemlerde merkepler ile ayakkabılar yüklenir ve satılmak üzere çevre ilçelere götürülürmüş. Bu anlamda ayakkabının pazarlamasını da ilk yapanlar olduğumuzu söyleyebiliriz. Daha ileri dönemlerde Ankara merkezde Samanpazarı’nda bulunan esnaflara mal satmaya başlıyorlar ve orada azımsanmayacak bir pazar oluşturuyor. Zaman içerisinde babam da Samanpazarı bölgesinde bir dükkan kiralıyor ve kendi ürettiği ayakkabıları satmaya başlıyor. Burada imalatı da kendisine ait olduğu için daha maliyetsiz satışlar yapıyor ve kazanç sağlıyor. Fakat daha sonra perakende satışm daha avantajlı olacağını düşünüyor ve üretimden vazgeçerek perakende satışa başlıyor.

Bu yaşantı Ahilik geleneğinin devam ettirilmesiydi. Esnaflar birbirlerine destek olur ve dürüst davranırlardı. Ben de bu dönemlerde dükkanımızın yakınında bulunan ilkokulda öğrenimimi sürdürüyordum. Fakat bir yandan da okul ayakkabi_dunyasi_logoçıkışları dükkana gelerek ticareti öğreniyordum. İlkokulunun ardından okula devam etmeyi çok istememe rağmen, babam bana iki seçenek sundu ve “Ya baba mesleğini devam ettirirsin, ya da bir iş kolunda zanaatkar olarak yetişirsin” dedi. Ben de kendi dükkanımızda baba mesleğini devam ettirmeye karar verdim ve 11 yaşında dükkanın başına geçtim. Henüz çocuk yaşta olmama karşın dükkanı ben açıp kapatmaya başladım. 12 yaşıma geldiğimde ise İstanbul’a toptancılardan mal almaya gidiyordum. Bir süre sonra imalatçılardan daha ucuza mal alacağımı keşfettim ve İstanbul’da imalatçıları bulup daha ucuza onlardan mal almaya başladım. Benim tüm bunları yaşadığım dönemde bizler için kazanç olduğuna inandığım ve bu anlayışın önemli bir yeri vardır.

Zaman içersinde şartlar değişükçe esnaf olarak bizler de satış taktiklerimizi değiştirdik ve perakendeden toptancılığa doğru bir geçiş evresi yaşadık. Fakat daha sonra perakende satışm daha makul olabileceğini düşündüm. İzmir caddesinde 450m2’lik alana sahip ilk mağazamızı açmaya karar verdik. İlk açtığımız dönemde bunun bir intihar olduğunu ve mantıksız göründüğünü söyleyenler daha sonra bana hak verdiler. Bugün geldiğimiz noktada doğru bir adım attığımızı görüyoruz. Çünkü tüm dünya bu sistem ile işlerini devam ettiriyor.

MARKALAŞMA İÇİN PROFESYONELLİK ŞART

Markalaşmayı başarı ile gerçekleştirmiş bir firma olarak, markalaşma sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar sizce nelerdir?

Bence marka bir insan gibi değerlendirilmelidir. Markanın bir şahsiyetinin olduğu unutulmamalı ve iyi bir karaktere sahip olması için emek harcanmalıdır. Marka dürüst ve çalışkan olmalı, uzun vadeli düşünebilmeli. Yani marka oluşturulduktan sonra insan gibi ona emek harcanmalıdır. Oluşturulan marka belli başlı değer yargıları üzerine oturtulmadan büyütülüyorsa, ilk çıkışta çok hızlı yükselen bir ivmeye sahip olsa da daha sonra temelsiz bu yapıların çöktüğüne şahit olabiliriz. Oluşturduğunuz markanın sürekliliğini sağlamakta çok önemli bir olgudur. Yapılacak hataların telafisi çok zor olabilmektedir. Kısaca, marka olmak dürüst olmak, güven sağlamak ve müşteriyi önemsemekle mümkün olacaktır. Teknik olarak değerlendirecek olursak, öncelikle kurumsallaşmayı sağlamak gerekiyor. Bunun için de profesyonellerle çalışmalısınız. Kendi firmamızdan örnek verecek olursak; bizler perakende sektörüne girdiğimiz ilk yıl 10 tane mağaza açtık Ancak bu kadar hızlı büyümenin doğru olmayacağını gördük ve profesyonel bir destek aldık. Bu sayede personellerimiz eğitim almaya başladı. Bizler ihtiyaca ve hedef kitleye göre yatırım yapmaya karar verdik ve her şey kontrol altında yürümeye başladı. Tabi bu süreç içerisinde kendi konumlandırmamızı yaptık ve bu konumlandırma ekseninde planlamalar yapıldı. Tüm bu adımları gerekmektedir. Markalaşma için önünüze konulan reçeteye uymazsanız veya eksik olarak gerçekleştirirseniz, markalaşmayı doğru Markalaşmayı sağladıktan sonra da planlamalarla ilerlemek gerekmektedir. Her AVM de veya caddede olmanıza gerek yok Doğru hedef kitle ile buluşabileceği yerler tespit edilmeli ve ürün stoklarınız da kontrol altında tutulmalıdır.

mehmet akbacakoglu2 (Small)YERLİ PERAKENDECİLER DÜNYAYA AÇILMAYI BAŞARDI Perakende sektörü sürekli bir büyüme gösteriyor. Ayakkabıcılık özelinde de bu büyüme paralel olarak ilerliyor mu? Ayakkabı sektöründe de ciddi büyümeler yaşanıyor. Tabi bu büyüme ve gelişim hem üretim kısmında hem de satışında gerçekleşiyor. Bugün perakende sektöründe boy gösteren ayakkabı firmaları en az 50 ila 100 mağazaya sahip. Pazarda hızlı bir büyüme hakim ve bizler bu hızla büyümeye devam ettiğimiz takdirde yakın dönemlerde, Ortadoğu, Rusya, Afrika gibi coğrafyalarda yer almamamız mümkün değildir. Türk firmaları her alanda dünyaya açılmayı başardı. Bizim sektörümüzde yaşananlar da çok farklı değil. Dünyaya açılmayı teşvik edecek birlikler ve dernekler de geleceğe dönük azımsanmayacak hedefler koyuyor ve bu vizyon ile ilerlemeyi başarıyorlar.

“TÜRKAYAKKABI PAZARI HERKESE YETER”

Dünya çapında yatırımları olan yabana ayakkabı perakendecilerinin Türkiye pazarındaki yatırımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, yabancı yatırımcı için zor bir pazardır. Perakende sektöründe dünya devi olarak adlandırılan pek çok marka Türkiye’ye yatırım yapıyor ancak bu yatırımlar birkaç sene içerisinde bu pazarı terk edebiliyor. Çünkü rekabet çok fazla ve firmalar için fark yaratmadan kalıcı olmak zor. Her firma kendine bir strateji belirliyor ve o strateji doğru değilse kaybetmeye mahkum oluyorlar. Bu anlamda doğru hedef kitle seçimi ve konumlandırmanın önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor. Ayakkabıcılık özelinde irdeleyecek olursak; Türkiye piyasasında boy gösteren dünyaca ünlü perakendeciler mevcut. Ancak, bu markaların pazarda pastayı küçültmelerine dair hiçbir endişe taşımıyorum. Bunun nedeni de Türkiye pazarının çok geniş olduğuna dair inancımdır. Basit bir hesapla Türkiye’de 140 milyon ayak olduğunu hesap edersek ve yazhk-kışlık ve spor ayakkabı alındığını düşünürsek satılacak çift sayısı 500 milyonu görmektedir. Biz bu pazarın küçük bir yüzdesini karşılıyoruz. Önemli olan hitap ettiğiniz müşteri kulesidir. Bu kitlenin tespitini doğru yaparak, satış stratejisi belirlerseniz, herkese yetecek kadar büyük bir pazara sahip olduğumuzu söylemek yanlış olmaz.

E-TICARETTE BÜYÜME 4 KAT FAZLA

Sektörde ciddi anlamda bir evrüme yaşanıyor. Bu evrim online mecralarda ortaya çıktı. Firmanız da online mecralarda ciddi bir gelişim gösterdi. Markanızın bu alandaki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz ve e-ticarette gelecek beklentileriniz nelerdir?

Online satışlarda enteresan girişimler olduğunu gözlemliyorum. Kimi firmalar veya online girişimler, ucuz mal imal edip indirimli satış gibi sunma yöntemini benimsedi. Tabiî ki bu stratejinin geri dönüşleri olumsuz olacaktır. Biz böyle bir yöntem kullanmayı tercih etmedik. Mağazalarımızda var olan bütün koleksiyonlarımızı online satış sitemize taşıdık ve bu şekilde bir satış yöntemi belirledik. Bizim internette, sektörümüzdeki diğer firmalara nazaran bir adım önde olmamızın sebebi, bu işteki potansiyeli ilk gören firmalardan biri olarak, 5 yıl önce e ticarete adımımızı atmamızdır. Bu 5 yıl boyunca çok şey öğrendik, öğreniyoruz da. Ancak en önemlisi, zaten ürünün kendisini görmeden ve denemeden alışveriş eden müşteriye, hem alt yapı, hem güvenlik, hem lojistik hem de satış kampanyaları açısından kusursuz bir hizmet sunmaya çalışıyoruz. Şuanda e ticaret tarafında ayakkabı satan firmalar arasında müşteri memnuniyeti en yüksek site biziz ve bununla gurur duyuyoruz. Sadece e ticaret yapan firmalara göre avantajımız da zaten var olan markamız ve mağazalarımızla tüketicinin güven duyduğu, ürününün, hizmetinin arkasında duran bir şirket olmamızdır. Online ticaret anlayışının gün geçtikçe daha da yerleştiğini düşünüyorum. Tabii e ticarette offline mağazalarınızda kolay kolay yakalayamayacağınız bir büyümeyi kısa sürede yakalayabiliyorsunuz. Sektördeki büyüme kendi özelimizde bize de yansıdı. Rakamlarla ifade etmek gerekirse reel mağazalarımız %10 büyürken, online satışlarımız geçen yıl ciddi bir ivme yakalayarak %200 büyüme gerçekleştirdi.

E-ticaret’in hızlı bir biçimde gelişeceğine hiç şüphe yok. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta devamlılığın sağlanmasıdır. E ticaret normal perakendeden daha çok bilgi gerektirir. Hem perakende tarafındaki tüm dinamikleri, hem pazarlamayı, hem dijital pazarlamayı, dijital dinamikleri, yazılımı, sosyal medyayı, online alışveriş dinamiklerini iyi biliyor olmanız gerek. Rekabetin çok daha yoğun olduğu ve vur kaç taktiği ile belli sayıda çok büyük indirim vaatleriyle satış yapıp piyasadan kaybolan çok fazla internet sitesi var. Tüketiciler ürünleri ile ilgili muhatap bile bulamıyorlar. Bunun yanı sıra indirim rekabeti nedeniyle iflasını vermiş büyük e ticaret siteleri de oldu ne yazık ki… Kısacası e ticaret büyüme potansiyeli çok yüksek olan, ancak dinamikleri her an değişen, çok iyi takip ve bu konuya ciddi bir eğilim gerektiren yepyeni bir ticaret devrimidir. Yerli markalarımızın, ulusal anlamda bir bilinirliğe ulaşma çabaları var.

Sizce Türk markaları önümüzdeki 10 yılda bu alanda nasıl bir gelişim gösterecektir?

Bence Türk perakende sektörü bu konuda kendini aşmaya başladı. Özellikle tekstil firmalarının dünyanın pek çok önemli kentinde yatırımları olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki 10 yılda da sektörün önünün çok açık olduğunu düşünüyorum. Şu anki durumda bile kazanılmış bir ivme var. bu yükseliş devam ettiği sürece uluslararası anlamda markalaşmak hayal değildir. Bir takım derneklerinde bu alanda çalışmaları ve vizyonları var. Bu çalışmaların bugün dahi geri dönüşleri çok olumlu ve karşılık buluyor. Uluslar arası boyutlarda iş yapmanın bir diğer getirişi de ihracata katma değer sağlamaktır. Bugün Türkiye ihracatındaki rakamların yukarılara çıkıyor olması, markalar aracılığı ile sağlanıyor. Bu anlamda var olan bir uygulamanın da eksikliğini dile getirmek gerekmektedir. Turquality adı ile başlatılan uygulama ihracat yapan üreticilere destekler sağlamasına karşın, perakendecilere herhangi bir destek vermemektedir. Markalaşmayı gerçekleştirmiş olan firmaların bu anlamda da önü açılmak ve daha fazla pazara ulaşmasında kolaylıklar sağlanmalıdır. Sektör için fuarların önemli olduğunu düşünüyor musunuz? Fuarların insanların ufkunu geliştirdiğini düşünüyorum. Kendimden örnek verecek olursam, gittiğim ilk fuarda gözlerime inanamamıştım. Dünyanın en büyük ayakkabı fuarına gitmiştim ve orada tüm dünya ülkelerinin koleksiyonları ile karşılaştım. Her kalite ve segmentte ayakkabıların üretiminden satışına kadar pek çok noktada bilgi sahibi oluyorsunuz. Ayrıca dünyadaki rakiplerinizin pazara bakışlarını, üretimde hangi basamakta olduklarını görme fırsatı buluyorsunuz. Bu anlamda hem kendi bulunduğunuz konumu görmek, hem de rakiplerinizin uygulamalarını gözlemlemek adına fuarlar oldukça önemlidir

Bu Haberi Paylaşın...
Share on Facebook0Share on Tumblr0Share on Google+0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Email this to someonePrint this pageBuffer this page

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

beypazarı haber

beypazarı gündem

beypazarı

beypazarı sondakika