...
TSK Mehmetçik Vakfı
HAVVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 26 Kategoride 1563 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Beypazarı Tanıtım

Ana Sayfa » Beypazarı Tanıtım

Beypazarı EvleriAnadolu’nun her karışı gibi Beypazarı toprakları da çok eski uygarlıkların yaşayışlarına sahne olmuştur.

İlk yerleşimi işaret eden net bilgiler bulunmamakla birlikte,Beypazarı’nın yerleşim yeri olarak kullanılmasının eski çağlara dayandığını gösteren bulgular vardır. Bu yüzden üzerinden değişik hakimiyetler gelip geçen Beypazarı topraklarında biriken tarih, farklı kültürlerin izlerini taşımaktadır. Beypazarı’nın Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde deyinmeden geçemediği tarihi önemi, bu farklılıklarla beslenmiştir.

Eski bir yerleşim yeri olan Beypazarı topraklarında, sırasıyla Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlıların egemen olduğu bilinmektedir. Roma döneminde, “Lagania” adını alan bu yöre bir piskoposluk merkezi haline gelmiştir. “Kaya Doruğu” anlamına gelen bu ad daha sonra o dönemlerde hüküm süren İmparator Anastasius’un (M.S. 491 – 518 ) bölgeye ziyaretiyle “Lagania Anastasiapolis” olarak değişmiştir. İstanbul’u Ankara’ya ve Bağdat’a bağlayan geçit yolları üzerindeki konumuyla ticari anlamda parlak dönemlerini yaşamıştır.

Türklerin Anadolu’ya egemen oluşuyla Türkmen boylarının da yurdu olur Beypazarı. O dönemde adına “Germiyan Hezar” dendiğini bakın kimden öğreniyoruz:
“İlk kurucusunu bilmiyoruz. Fakat, ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şah’ın veziri Dinar Hezar’dır. Onun için şehre “Germiyan Hezar” da derler. “* (*Evliya Çelebi, Seyahatname, Hicri 1058 – Miladi 1638)

Selçuklu döneminde ticari önemini sürdüren Beypazarı, Orhan Bey’in Ankara’yı almasıyla Bursa Sancağı’na bağlanıp Osmanlı egemenliğine girmiştir. İlçe Osmanlı hakimiyetiyle, “Tımarlı Sipahi” merkezlerinden biri olmuştur. Osmanlı’nın toprak rejiminde ve askeri sisteminde oldukça önemli payı olan Tımarlı Sipahilerine merkez olmakla kalmayıp ticari ve ekonomik anlamda da önem kazanmaya devam etmiştir. Ticari yoğunluğu Beypazarı’na “Beğ Pazarı” denmesinin sebebi olmuştur. Bu ticari hareketliliğe Evliya Çelebi de gezi notlarında dikkat çekiyor:
“Haftada bir gün güzel ve süslü pazarı olup, bütün kıymetli eşyalar bulunur. Halkının uğraşları tiftik keçisi olmakla pazarında sof ipliği çok satılır. Müşterisi vardır … Pazarına her hafta etraf köylerinden on bin insan toplanır.”

O dönemdeki gelir kaynakları hakkında bilgi veren bu sözler, meşhur Ankara keçisinin yününden elde edilen sofla gelen canlılık ve gelire işaret ediyor.

1869’dan 1953’e kadar Beypazarı’nda yedi büyük yangın meydana gelmiş. Bu durumun ekonomik ve sosyal yaşamı önemli ölçüde etkilediği görülmektedir. Bu yangınlardan doğan kayıplardan sonra yaşam yörede zorlaşmaya başlar ve başkalaşım boy gösterir. Bir süre sonra tarımda meydana gelen canlılık Beypazarı’nın imdadına yetişip ticari hareketliliği yeniden sağlar. Kapıları başka şehirlere de açılmaya başlar ve tarım ürünleri ticaretin bel kemiğini oluşturur.

Farklı medeniyetlerin bıraktığı izleri biriktiren Beypazarı kendine özgü kültürünü sağlamlaştırmıştır.

Beypazarı Gece Manzarası

KÖŞE YAZARLARI

Tüm Yazarlar

beypazarı haber

beypazarı gündem

beypazarı

beypazarı sondakika