|

"Biz onu (Kur'an'ý) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduðunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan hayýrlýdýr. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iþ için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doðuþuna kadar."
Resul-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyor:
"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiþ günahlarý baðýþlanýr."
"Kadir Gecesi yatsý namazýnda cemaatte hazýr bulunan, ondan nasibini almýþtýr."
Hazreti Aiþe validemiz (ra) þöyle diyor:
- Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne þekilde dua edeyim? Þöyle buyurdu:
- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü annî. (Allah'ým sen affedicisin, affý seversin, beni affeyle.)
Bin Aydan Hayýrlý Bir Gece[1]
Bu gecede kaderin bir çeþit istinsahý yapýldýðý anlaþýlýyor. Yani Ýmam-ý Mübîn'den, Kitâb-ý Mübîn'e istinsahý. Nazarý oraya ulaþanlar, kaderin bu kýsmýna da muttali olabilirler. Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) Mi'raç'ta seslerini duyduðu kalemler de bunlar olsa gerek...
Meselenin diðer bir yüzü de, Kadir Gecesi "kadr"den gelir. Yani o gece bir kadirþinaslýk rûh ve manasý nümayandýr. Öyle ise o gecenin kadrini bilin ki, kadriniz bilinsin. Ayrýca Allah'ýn (cc) fevkalâdeden atâsýnýn verildiði þeyler de olabilir bu gecede. Týpký ulûfe gibi...
Bu gece, bin aydan hayýrlý olmasýna gelince bu kesretten kinayedir ve herkes için de söz konusu deðildir. Belki her geceyi Kadir bilenler içindir. Evet sanki o, her geceyi ihyâ etmiþ de, bu gecede bardaðý taþýran rahmet damlayývermiþ... Derken kul, damla ile deryaya ermiþ... Gizli olmasýnda da ayrý bir sýr vardýr. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu önce biliyordu, sonra unutturuldu. Ta ki, ihyâ edilsin. Sadece bu geceyi ihyâ eden de belki hissemend olabilir ama her geceyi Kadir bilip ihyâ edenin nasipdar olacaðýndan þüphe yoktur.
Kadir Gecesi Her Gecede Aranmalý[2]
Mü'min, her geceyi, her günü, Cenâb-ý Hakk'ýn maiyetine ermiþ bir ihsan þuuruyla çok iyi deðerlendirmeli. Aslýnda mübarek günler ve geceler de bu tür insanlar için bir þey ifade eder. Yoksa tembel tembel yatýp birkaç gece kalkýp sadece onlarý deðerlendirmek çok fazla bir þey ifade etmese gerek. Çünkü ne Efendimiz ve ashab ne Ýmam Azam, sadece bir geceye hasredilen ihyayý bir þey saymamýþlardýr. Kadir Gecesi'nin belli olmamasýnýn hikmeti de bence burada aranmalý.
Seksen Sene Yaþamýþ Gibi Sevap Kazanýlan Gece[3]
Bilindiði gibi bazý mübarek ay, gün ve gecelere ait bir kýsým faziletlerden bahsedilmiþtir. Meselâ Kur'an'ýn ifadesiyle, Kadir Gecesini ihyâ eden bir insan, bin ayý ihyâ etmiþ gibi sevap alýr. Yine Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifadesiyle, vataný korumak gayesiyle bir saat nöbet tutan insan, bir sene ibadet yapmýþ gibi sevap kazanýr; keza bir saat tefekkür eden insan, bir sene ibadet yapmýþ gibi olur. Demek bu türlü az ve dar bir zaman dilimi içinde, yine hayatî önem taþýyan bir mekânda bir insanýn yapacaðý bazý hususî, cüz'î, zýllî þeyler, cüz'iyetten çýkýp külliyet kesbediyor, zýlliyetten çýkýp asliyete inkýlâp ediyor ve Cenâb-ý Hakk'ýn katýnda aslý eda edilmiþ gibi kabul ediliyor.
Ýmam Rabbanî Hazretlerinin Ramazan'la ilgili deðerlendirmesine gelince; en baþta meselenin teþvik yaný söz konusudur. Yani bir insan, Ramazan-ý þerifi, gecelerini kýyamla, gündüzlerini de oruçla geçirirse, Kadir Gecesi'nde vaad edilen ilâhî lütuflar onun için bahis mevzuu olabilir. Dolayýsýyla bütün bir seneyi câmî bir mü'min olarak geçirmiþ olur ve böyle bir insanýn sakatatý da olmaz. Bu da, o insan için bir salih (doðurgan) dairenin teþekkül etmesi demektir ki, böyle bir durumda her hayýr, baþka bir hayrý doðurur ve derken o insan için bir hayýrlar dairesi teþekkül eder.
Evet, bir insan gecesiyle gündüzüyle bir Ramazan-ý þerifi ihyâ etmekle, bütün sene hayýrlara açýk olabilir ve hep hayýr yollarýnda dolaþabilir. Tabiî böyle potansiyel bir lütf-i ilâhî herkes için söz konusudur. Ramazan-ý þerifi tastamam ihyâ eden bir insan için Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Ýnanarak ve ayný zamanda sevabýný da Allah'tan bekleyerek tutarsa, iþlediði bütün günahlarý Allah (celle celâluhu) affeder." buyurur. Demek bu türlü mübarek ibadetlerde insanýn niyeti, hulûsu, yakîn mülâhazasý çok önemli ki, bunlarýn derinliðine göre Allah (celle celâluhu) bazen bire on, bazen yüz ve bazen de milyon veriyor. Tabiî böyle bir sevap katlamasý, o insanýn ömrünün senelerini aþar.
Bunu küçük bir misalle anlatmak gerekirse, diyelim ki Ramazan-ý þerifte Kadir Gecesi'ni yakaladýnýz. Bu, bin ay hesabýna göre seksen sene yapar. Buna göre, o insan sanki seksen sene yaþamýþ gibi sevap kazanýr; baþka bir ifadeyle, bin ay namaz kýlmýþ, bin ay oruç tutmuþ gibi olur. Bu ise, bir insanýn ömrünü aþkýn bir þeydir; zira ümmet-i Muhammed'in en uzun yaþayanlarý bile seksen yaþýný biraz aþkýn yaþamýþlardýr/yaþýyorlar. Yine bu öyle bin ay ve öyle seksen sene ki, içinde riya yok, süm'a yok.. meselâ siz namaz kýlar, rükua gidersiniz ama içinizden, "Çevredeki insanlar da gördü ki iyi bir rüku çýkardým." diye geçirseniz; yine secdeye gider, Cenâb-ý Hakk'ýn Efendimiz'in secdesini tarif ederken "Secde edenler arasýnda kývrým kývrým halini Allah görüyor.." (Þuarâ sûresi, 26/19) ifadesinde olduðu gibi, kývrým kývrým bir secde eda edersiniz ama aklýnýzýn köþesinden, "Nasýl secde edilirmiþ insanlar bir görsün." diye geçirseniz, sizin bu düþünceniz o secdeyi de, rükuu da ve onlarýn önündeki þeyleri de alýr götürür. Sadece yatýp kalkmanýz ve bir de yorgunluðunuz yanýnýza kâr kalýr. Ama Kadir Gecesi'nde kazandýðýnýz þey, öyle bir netice verir ki, gecenin bir ânýnda ve kimsenin olmadýðý bir ortamda yaptýðýnýz ibadet ü taati riya, süm'a fýrtýnalarý alýp götürmez. Yine onun içinde baþka günahlar da yoktur; meselâ harama bakmamýþ, yalan söylememiþ, din-i mübin-i Ýslâm'ýn esaslarýna aykýrý hareket etmemiþsinizdir.
Bir ehl-i tahkikten bu geceyle ilgili þöyle bir deðerlendirme duymuþtum; bu zat derdi ki, meselâ birinin malýný yemiþsiniz, birine sövmüþsünüz ya da birinin gýybetini etmiþ, çekiþtirmiþsiniz. Bütün bunlarýn karþýlýðýný ötede sizin sevabýnýzdan alýr, ona verirler. Ancak bu verilecek þeyler, sizin yaptýðýnýz þeylerden verilir; fazlî olan, yani Allah'ýn (celle celâluhu) size fazlýndan verdiði þeylerden verilmez. O hâlde, eðer Cenâb-ý Hak bir gecede size seksen senelik bir ecir vermiþse, seksen bin adama borcunuz da olsa, eðer sizin sadece o geceniz varsa, o geceniz alýnýp onlara taksim edilir ama Allah'ýn fazlî surette size verdiði þey, seksen seneye muâdil olarak bitevî size kalýr...
Ýþte Ramazan ayý, böylesine hayýrlara, hasenata açýk ve ayný zamanda önemli hayýrlar doðuran bir aydýr. Ancak hususiyle Kur'ân hizmetkârlarýnýn Ramazan'ý da, baþka zamanlarý da ayrý bir önem arz etmektedir. Çünkü günümüzde hiç kimsenin yapamayacaðý her mevsime ait iþleri, Allah (celle celâluhu) bu hizmet insanlarýna yaptýrýyor. Böylece onlar sadece Ramazan ayýný deðil, âdeta bütün ömürlerini mücahede ruhu ile bir dantelâ gibi örüyorlar. Ýþte bu durum, Ýmam Rabbanî Hazretleri'nin dediði, münhasýran bir Ramazan'ý ihyâ etmeyi, onu deðerlendirmeyi ve Ramazan'ýn deðerlendirilmesiyle çok engin, çok geniþ hayýrlara açýlma iþini çok çok aþar. Çünkü bu insanlar, göz doldurucu ve çok çalýmlý iþler yapýyor ve belki þu anda gerçek deðeriyle deðerlendiremeyeceðimiz þekilde bir tarih yazýyorlar. Bu açýdan da eðer bir Ramazan ayý ihlâslý bir insana seksen senelik ömür kazandýrýyorsa, her hâlde onlarýnkini hesap etmek mümkün olmayacaktýr.
Meleklerin Kutladýðý Gece[4]
Kadir Gecesi, semavî tâklarýn kurulduðu, sultanlarýn gelip geçtiði ve meleklerin kutladýðý gecedir. Bu gecede melekler ceste ceste inerler. Kadir sûresinde bu iniþ anlatýlýrken, zorluk ifade eden bir fiil sigasý (kip) kullanýlýr: "Tenezzelü" yani o kadar çok melek, o kadar ciddi bir arzu ile iner ki, hep birlikte bir turnikeden geçiyorlarmýþ gibi bir sýkýþýklýk ve zorluk yaþanýr. Ve bu iniþ þafak atýncaya kadar devam eder.
Ayrýca Kadir; deðer, kýymet ve ölçü mânâlarýna da gelir. Bu kelimenin kudretle de münasebeti vardýr. Allah, nasýl ahirette hikmetinden daha çok kudretiyle muamele eder; öyle de Kadir Gecesi'nde de hikmetten daha çok kudret hakimdir. O gecenin kadrini bilenlere Ýlâhî varidat dolu dolu gelir; hem de ahirette müminlere mükâfat verilmesi ölçüsünde gelir. Bunlarý elde etmek için, Kadr'in kýymetini bilmek, semâvî vericilerden yaðan vâridâtý alabilmek için Kadir Gecesi'ni bir alýcý gibi kullanabilmeye baðlýdýr. Bu gecede, insan melekî yanýnýn inkiþafýyla, meleklerle þu veya bu þekilde temasa da geçebilir.
Gizli Hazineler Bu Gecede[5]
Ucuzcularýn bir þey elde edeceklerine hiç bir zaman inanmadým/inanmýyorum. Mesela, ucuzcularýn Kadir gecesinden tam olarak istifade edeceðine inanmýyorum. Onlar, bütün bir sene beklesinler; sadece Ramazan-ý Þerif'in yirmiyedinci gecesini ihya etsinler ve böylece Cenâb-ý Hakk'ýn Kadir gecesini layýk-ý vechiyle deðerlendiren insanlara lutfettiði eltâfý Ýlâhiyeye mazhar olsunlar. Olacak þey deðildir bu. Onun için Ebu Hanîfe, -ki kanaat-i acizâneme göre, Hakîkat-ý Ahmediye'yi en iyi temsil eden insan odur- diyor ki, "Kadir gecesi sadece belli gecelerde deðil, senenin üçyüz altmýþ küsur günü içindeki her bir gecede aranmalýdýr. Siz üçyüz altmýþ küsur geceyi kemâl-i hassasiyetle ihya ederseniz, Allah Teâlâ da o samimi yüreðinize iltifatlarda bulunur."
Fahr-i Kâinât Efendimiz, Kadir gecesinin vaktini biliyordu. Fakat bir gün "Kadir gecesinin hangi gün olduðunu söyleyecektim; dýþarýya çýktým, baktým ki iki insan birbiri ile münakaþa ediyor. Onlarla meþgul olurken Kadir gecesi bana unutturuldu." buyurmuþtu; buyurmuþ ve bu sözüyle hem müminler arasýndaki en ufak bir ihtilaf ve kavganýn kendisini nasýl derinden yaraladýðýný ve hem de Kadir gecesinin gizli kalmasýnda bir hikmet-i ilahiye bulunduðunu iþaret etmiþti. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde Kadir gecesi, Ramazan ayýnýn yirmi yedinci gecesine rastlamýþtý ve daha sonra da Rasûl-ü Ekrem aleyhisselam onu Ramazan-ý Þerif'in son on gününde, tek gecelerde aramayý tavsiye buyurmuþtu.
"Her geceyi Kadir, her kiþiyi Hýzýr bil." vecizesi de kýsa; ama pek þümullü bir sözdür. Evet, Hýzýr (as) da insanlar arasýnda gizlidir. O, Yasir midir, Mustafa mýdýr, Abdürrahîm midir, Gültekin midir, bilemezsiniz. Fakat siz herkese saygýlý olur, her muhtaca yardým eder, herkesin elinden tutar, bütün insanlara sadrýnýzý-sinenizi açarsanýz bir gün ehl-i imandan bir Hýzýr'a rastlarsýnýz ve sizin de gönül bahçeniz yeþerir.
Ýþte, Cenâb-ý Hak, her geceyi Kadir bilme ve her ferdin Hýzýr olabileceðine inanma mülahazasýna baðlý kalmamýz; bu hususta sürekli dikkatli davranmamýz ve metafizik gerilimde bulunmamýz için bu ikisini gizlediði gibi Ýsm-i A'zam'ý da Esma-i Ýlahîye arasýnda gizleyerek bizi o mevzuda da hüþyar ve müteyakkýz olmaya tevcih etmiþtir. Böylece, nazarlarýmýzý kendi gönlümüze yönlendirmiþ; ister Cevþen, ister Celcelûtiye okuyalým, isterse de Ýmam-ý Gazalî'nin Ýsm-i A'zam diye rivayet ettiði "Ferdun, Hayyun, Kayyûmun, Hakemun, Adlun, Kuddûs" isimlerini zikredelim.. yani, O'na el açarken hangi isimleri þefaatçi yaparsak yapalým, samimiyet, sýdk ve sâdakat içinde olmamýz gerektiðini irþad buyurmuþtur.
Evet, Allah'a (cc) yürekten bir baðlýlýk yoksa zor bulursunuz Kadir'i, Hýzýr'ý ve Ýsm-i A'zam'ý. Bunlar, ancak kendi gönlünüzde sýdk ve sadakati yakaladýðýnýz; ardýna düþtüðünüz þeyi önce kendi gönlünüzde arayýp bulduðunuz zaman sýr perdelerini açar size. Ýçinizde hazýrcýlýk mülahazasý varsa; "hemen bulayým, hemen diyeyim, hemen elde edeyim." duygusuna baðlý iseniz daha çok beklemeniz gerekecektir.
Bu mevzuu da þimdilik, bizim de ölçü olarak kabul ettiðimiz cümleyi bir kere daha tekrar ederek bitireyim: "Siz, Allah'ýn isimleri içinde Ýsm-i Asgar'ý gösterin, ben de size Ýsm-i A'zam'ý göstereyim"
|