...
TSK Mehmetçik Vakfı
HAVVA DURUMU

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 26 Kategoride 1563 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Kentler Değil İnsanlar Değişmeli

17 Temmuz 2014 Tarihinde Yayınlandı 148 Kez Okundu
Ana Sayfa » Köşe Yazıları»Kentler Değil İnsanlar Değişmeli

insanlarDeğişim Kriz faktörüdür, yönetilemezse çatışmaya yol açar!

Modernizm, kapital sistem, küresel sermaye insanlığı değiştirmeye, toplumları dönüştürmeye tüm hızıyla devam ediyor.  Değişime paralel olarak teknolojik gelişmeyle tüketim eğilimi hızla artıyor. İnsanın yaşamındaki araçlar, elde edilmesi gereken amaçlara dönüşüyor.

İnsan, özne bir varlıktır. Üretilen mal ve hizmetlerle modern birey, hayatına yön veriyor.           Böylece birey, tüketim nesnesine dönüşüyor. Popüler kültürün ürettiği araçlar yaşamını kuşatıyor, hayatı ile ilgili değerleri oluşturuyor.

Modern yaşam, ruhsal hastalık nedeni olabilir!

Modernleşme çabaları, değişen yaşam kültürü içerisinde etkilenen birey’de kaygı, stres ve sıkıntılar artıyor. Kalabalıklar içinde yalnız, ilke ve değerlerden yoksun yaşamını sürdürüyor. Toplumsal yaşamda mutlu olamayan bireyler, kendisine yön verecek, özdeşim kurabileceği model karmaşası içinde ruhsal sorunlara ve sıkıntılara doğru sürükleniyor.

İnsan ilişkilerinde güven kaybı yaşanıyor!
Modern birey, içinde kaybettiği özgüveni kendini güçlü göstererek yeniden oluşturma arayışına girmiş, güven duygusunun yerini güçlü görünme çabası almış mal, mülk veya makamı hayatın merkezine yerleştirmiştir. Kişilik, kimlik, duruş gibi kavramlar yerine statü ve para yer değiştirmiş, insanlar toplum hayatında var olmakla değil, sahip oldukları ile saygın olmak uğruna kendi benliğini hiçe sayıp maskeler takıyor. Maddi varlıklara sahip olma yarışına giren modern birey, duygularıyla hareket ederken akıl, ilke ve vicdanı dışlamış adalet duygusunu yitirmiştir. Modern birey, geleceği düşünmeden “şimdi ve burada”’ya odaklanmaktadır. Bilinç kaybına uğramış, üreten bir değer olmak yerine tüketen bir nesneye dönüşmüştür.

İnsan merkezli toplum düzeni kurmalıyız!

Toplumun “insan” olgusu önemlidir. İnsan, her şeyden önce kendisiyle temas kurmalıdır, kendine dokunmalıdır, sorgulamalıdır. Kendi hayatıyla yüzleşebilme cesareti geliştirmelidir. Kendini tanıma ve anlama yolculuğunda ruhunun derinliklerine doğru yol alarak sabırla bilincini ve vicdanını yeniden oluşturmalıdır. İnsanın kendine içgörü geliştirme, farkındalık oluşturma çabası değişim ve dönüşüme kaynaklık yapacaktır. Kendi iç kaynaklarını harekete geçiren birey  var olmaya doğru duygu, düşünce ve davranış bütünlüğünü ortaya koyan insana dönüşecektir.

İnsan sahip olmak yerine “var” olmaya çalışmalıdır!
İnsan varoluşsal temelini akıl, ruh ve inancından aldığı kaynaklarla oluştururken,  bu kaynakları keşfedebilme, anlama seviyesine bağlı olarak hayatına olumlu yön verebilmektedir. İnsan, modern dünya düzeni karşısında kendisini tüketen bir nesne olarak değil üreten bir değerle konumlandırmalı, kendine güvenerek sahip olma çabası yerine var olmaya çalışmalıdır. Var olan insan, mutluluğu güven duygusuyla içsel huzuru da yakalayarak, yaşadığı ortamda pozitif bir değer katar. Sorun değil çözüm kaynağıdır. İçinde yaşadığı topluma güvenli ve girişimci duruşuyla yön verir. İnsanlığın yeniden yapılanma sürecinde aksiyoner rol, model davranışlar ortaya koyar. Gücü değil Hakkı üstün tutar. Böylece sosyal bir varlık olarak sadece kendinin değil insanlığın sorunlarının çözüm kaynağını temsil eder. Ancak kurtarıcı değildir, insanların değişim gücünü keşfetmelerinde ve kendi kaynaklarını harekete geçirmelerinde uzatılan bir eldir, dokunuştur.

                                      Fatih Kılıçarslan

Sosyal Hizmet Uzmanı/ Aile-Der Yönetim Kurulu Başkanı

Bu Haberi Paylaşın...
Share on Facebook0Share on Tumblr0Share on Google+0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Email this to someonePrint this pageBuffer this page

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :

beypazarı haber

beypazarı gündem

beypazarı

beypazarı sondakika